İbrahim Ethem Hazretleri, tâcı tahtı terk ediyor, Seneler sonra Kendi YAPTIRDIĞI camide yatsı Namazı kılıyor, Dışarıda kar var, hava çok soğuk, “Şurada kıvrılayım da sabah olunca giderim” diye düşünüyor, Caminin bekçisi geliyor… Bekçi: “Ne yapıyorsun burada” diyor… İ. Ethem: “Müsaade et şurada yatayım, Sabah Namazından sonra gideceğim” diyor, Bekçi bacağından tutuyor onu ve “İBRAHİM
Öğretmenlik Dünyanın en kutsal görevlerinden biridir. Bir insanın yetişmesinde, o insanın , insanlığa faydalı bir karakter olarak muteber olmasında, ailesinden sonra öncülük eden ulvi bir değerdir öğretmen… Aşağıda paylaşacağım alıntı olan bu yazıda, öğretmenlik vazifesinin kutsiyetliği üzerine değerli bir yazı okuyacaksınız. Buyursunlar. * “Diyarbakır’ın bir dağ köyünde bir öğretmen, matematik dersinde ; – Bir kasada
PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM: “Birbirinize kin tutmayınız, haset etmeyiniz, sırt dönmeyiniz ve ilginizi kesmeyiniz. Ey Allâh’ın kulları, kardeş olunuz!” (Buhârî, Edeb, 57) *** Kardeş olalım, sevelim, sevilelim. Sevgimizi, yüreğimizi, rızkımızı ve muhabbetimizi kalbi güzellikten ve iyilikten olanlarla paylaşalım. Bu dünya, kimseye kalmadı, kalmayacak da. Güzel yürekli , empati kurabilen ,
Şu hayatta yaşamak bu kadar kolayken Neden hep bir yanlış ararsınız ki Neden hep insanları çıkarlarınız için kullanır ya da Neden hep karşınızdakini üzücek bir hamle yaparsınız. Yaşamak her ne kadar kolay olsada nefes almak gerçekten Bazen çok zor oluyor nede olsa hepimizin bir nefeslikCanı yok mu ki? Ben artık hayatın zorluklarından yoruldum. Artık gücüm
– Hz.Aişe, Peygamberimiz (a.s.m.) ile yeni evlenmişti.Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini. Aişe bu düşüncesini Peygamberle (a.s.m.) konuşmadan edemedi. – “Ey ALLAH`ın Resulu,beni seviyor musun? – “Evet, ya Aişe tabi seviyorum!” – Hz.Aise dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu. – “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz
Mükremin: giden gidene ha Lütfiye : öyle giden gidene Mükremin: Şu an içimde Lise son sınıfın son cumasının ince kederi var biliyor musun Lütfiye: benim de, arkadaşlarla son gülüşmeler hatıra defterine yazılan yazılar. Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın içinler … bu arada senin de herhangi bir okul gününü özlemen enterasan yani. Mükremin: Bazen
PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED ( S.A.V. ) ‘in mübarek kelamları ile ifade ettikleri üzere ; “ Ahde vefa imandandır. “ Bizler , vefa etmede , bir din kardeşimizin halini hatrını sormada , onlara selâmımızda ne derece dikkat içindeyiz ? En başta kendi nefsimize bunu sorarak başlamalıyız. Bir kardeşimizin derdi var mıdır , bir sıkıntısı diye
ALLAH (CELLE CELELUHU), Dertlilere dermanlar versin, Borçlulara edalar versin, Hastalara şifalar versin, Mazlum ve masum olan herkesin yardımcısı olsun, Bizleri kötülüklerden, belalardan ve bilcümle mahlukatın şerrinden korusun, Bu dünyada rezil olmaktan bizleri muhafaza eylesin, Ahirette cehennem azabından bizleri korusun, Kimin sıkıntısı, sıkıntıları, derdi, dertleri varsa onları en yakın zamanda hayırlar ile sona erdirsin, Yüreği
Derdimiz neyse yaz mevsimi ile.. Aşk, sanki yazın kuraklığına uymuşcasına sevdalarımızın da yazını getirdi adeta. Sevemez olduk, sevmek de istemedik mi diyoruz bilemiyoruz; ama mevsim yazdı. Bir aşkın arefesi idi sadece. Hazırlamıştı, sevmek isteyen bir sonbahara kendini. *** Bahar sözcüğü. İlk de olsa, son da olsa ‘ bahar ‘ işte. İçinde geçen her cümleye, her
Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Bir adam yolda yürürken, yol üzerinde bir diken dalına rastladı. Onu alıp dışarı attı. Cenab-ı Hakk bu davranışından memnun kalarak, ona mağfiret etti.” (Bu metin, Ebu Davud hariç beş kitabın beşinde aynen mevcuttur. Ebu Davud (az bir farklılıkla) şöyle kaydeder: “Hiçbir hayır yapmamış olan bir adam, yoldan







