Bir şehir düşünün; yeşilin en canlı tonlarıyla mavinin uçsuz bucaksız ahenginin kucaklaştığı, binlerce yıllık tarihi eserlere ve eşsiz doğal güzelliklere sahip bir yer olsun. Ancak ne yazık ki bu şehir, tüm bu zenginliğine rağmen hafızalarda yalnızca tarihi bir cezaeviyle yer etsin.
Acının, kederin, hüznün, ayrılığın, gözyaşının, ızdırap dolu günlerin ve belki de ölümün vücut bulmuş halidir Sinop Tarihi Cezaevi.
Bu haklı sitemimin zihnimde nasıl filizlendiğini açıklayayım:
Bir Sinoplu olarak memleketime duyduğum derin sevgiyle arkadaşlarımı “Karadeniz’in İncisi”, “Karadeniz’in Çıkmaz Sokağı” Sinop’a davet etmekteyim. Ancak gördüm ki misafirlerimin zihninde sadece Sinop Tarihi Cezaevi kalmış ve yalnızca burayı merak etmekteler. Bu durum beni hem şaşırttı hem de derinden üzdü!
Bir şehrin, acıların yaşandığı bir zindanla anılması ne kadar sarsıcı bir durumdur. Tarihi cezaevini gezerken o duvarlara sinmiş yaşanmışlıklara inat eğlenmek, empati kurmaktan uzaklaşmak ve oradaki hüznü hissedip bir “ders çıkaramamak” büyük bir ironidir.
Zindanda boynundan ayak bileğine kadar zincire vurulanların ızdırabını, hücrelerde yankılanan sessiz çığlıkları hissetmeden; görüşme odalarında sevdiklerinin kokusuna hasret kalıp sadece sesiyle yetinenlerin yürek sızısını düşünmeden gezilemez o alanlar. Avlularda volta atanların, bir köşeye çekilip acı içinde sevdiklerini düşleyenlerin ruh halini anlamadan atılan her adım eksiktir. Zaten bu ağır atmosferi gerçekten hissettiğinizde, bir an önce o kalın duvarların dışına, aydınlığa çıkmak istersiniz. Nitekim geçtiğimiz yaz Sakarya’dan gelen misafirlerimiz de bu hüznü derinden yaşadıktan sonra hemen dışarı çıkmak istediler.
Ben bu eşsiz şehrin, cezaevinin soğuk zindanlarıyla değil; Ayancık İnaltı Mağarası’nın gizemiyle, hücreleriyle değil Paşatabyası’nın tarihi dokusu ve stratejik önemiyle anılmasını arzu ediyorum.
Şehrimizin her bir köşesinin, aslında dünya çapında nadir görülen kendi doğal güzellikleriyle hafızalara kazınmasını diliyorum:
- Ayancık: Çangal Dağı, 1200 metre yükseklikte köknar ormanları arasına saklanmış huzur dolu Akgöl’ü, devasa sarkıt ve travertenleriyle 700 metre uzunluğundaki doğa harikası İnaltı Mağarası, İnaltı Kanyonları, Bakırlı-Aksu Şelaleleri, Gebelit Koyu ve tarihi evleriyle…
- Gerze: Doğal yapısıyla şirin ilçemizin Tarihi Köşk Hamamı, Yakupağa Konağı ve yeşille iç içe köyleriyle…
- Erfelek: Doğa ve dağ turizminin cazibe merkezi olarak dünyada eşi benzeri olmayan, aynı vadi üzerinde ardı ardına sıralanmış tam 28 şelaleden oluşan Tatlıca Takım Şelaleleri, Hasandere ve Deli Kızın Şelalesi, yemyeşil yaylaları ve eşsiz bitki örtüsüyle…
- Türkeli: Kastamonu sınırında, Karadeniz kıyısındaki konumuyla Güllüsu Sahili, Zindan Ormanları, Çatak Yaylaları ve enfes manzaralarıyla…
- Boyabat: İç kesimlerde tarihe meydan okuyan asırlık evleri, kalesi, Salar Köyü Kaya Mezarı, yeraltı şehri ve 30-40 metre yüksekliğinde çok köşeli sütunlardan oluşan eşsiz Bazalt Kayalıklarıyla…
- Dikmen, Saraydüzü ve Durağan: Kendine has kültürel zenginlikleri ve bozulmamış dokularıyla…
Karadeniz’in incisi Sinop merkezinin ve çevresinin sunduğu zenginlikler ise inanın saymakla bitmez. Dünyada sadece Norveç’te ve Sinop’ta görülen “ria” tipi kıyısıyla Hamsilos Koyu; deniz, orman ve gölün birleştiği tabiat koruma alanı Sarıkum; şifalı siyah kumuyla Karakum; İlk Tunç Çağı’ndan bu yana sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış bu toprakların mirası olan Arkeoloji Müzesi, Pervane Medresesi, Balatlar Kilisesi, Alaaddin Camii, tarihi kalesi ve tabyalarıyla bu şehir bambaşka bir değer taşır.
Tüm bunların yanı sıra, yaban hayatının koruma altına alındığı, güneşin denizden batışının en güzel izlendiği Türkiye’nin en kuzey ucu İnceburun ile bu topraklar hak ettiği değeri görmelidir.
Zihinlere kazınmış o tek yönlü algıyı değiştirebilmek; bu şehrin aydınlık yüzünü, doğal ve tarihi güzelliklerini yaşamak ve yaşatmak en büyük ümidimdir.
Türkiye’nin en kuzey ucundan, İnceburun’dan herkese selam olsun…
Sizleri de gerçek Sinop’u keşfetmeye bekleriz.
Kaynaklar:
> T.C. Sinop Valiliği İl Kültür ve Turizm Envanteri (www.sinop.gov.tr/turizm)

İnternetin uçsuz bucaksız dünyasında, kendime ait küçük bir köşe kurdum.
Bu köşede; okuduklarımdan süzülen notları, hayattan gözlemlerimi ve zihnimde biriken düşünceleri sizinle paylaşacağım.
İyi okumalar dilerim.


