İnternetin uçsuz bucaksız dünyasında, kendime ait küçük bir köşe kurdum.
Bu köşede; okuduklarımdan süzülen notları, hayattan gözlemlerimi ve zihnimde biriken düşünceleri sizinle paylaşacağım.
İyi okumalar dilerim.
Bazı Şeyler Oyun Değildir! Yıllar önce bir kafede otururken şahit olduğum küçük bir an, zihnimin bir köşesinde hep canlı kaldı. 5-7 yaşlarında iki çocuk, ellerindeki oyuncak silahları benim çocuklarıma doğrultmuş, kendi dünyalarında bir “oyun” kurmuşlardı. Nazikçe uyardığımda ise ebeveynlerinden şu cevabı almıştım: “Daha çocuk onlar, fanusta büyütemeyiz.” O gün içimde beliren huzursuzluk, aradan geçen yıllarla
On bir ayın sultanı Ramazan’ı yaşadığımız şu günlerde, manevi huzurun hissedilmemesi neredeyse imkansız. Ruhumuzu derinden etkileyen, rahmet ve merhamet ayı Ramazan’da yaşadığımız huzuru yaşamımızın her anına taşımak da elimizde; ancak Ramazan ayında yaşadığımız manevi huzur zannediyorum yalnızca sahur ve iftar vakitleri arasında kendini göstermekte. Şöyle ki bu gece şahit olduğum bir manzara geçmiş yıllarla kıyasladığımda
İslâm inancı bakımından ölüm bir son değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Çok uzun süredir yazmayı planladığım ancak bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım bir anıdır bu. Öyle bir anı ki bir cenaze merasimiyle başlıyor karmakarışık duygu fırtınası… Sevgili dava arkadaşımın, abimin, dostumun dedesinin vefat ettiğinin haber almıştım. Bu haber üzerine dedesine son görevimizi yapmak üzere bir
Bir şehir düşünün; yeşilin en canlı tonlarıyla mavinin uçsuz bucaksız ahenginin kucaklaştığı, binlerce yıllık tarihi eserlere ve eşsiz doğal güzelliklere sahip bir yer olsun. Ancak ne yazık ki bu şehir, tüm bu zenginliğine rağmen hafızalarda yalnızca tarihi bir cezaeviyle yer etsin. Acının, kederin, hüznün, ayrılığın, gözyaşının, ızdırap dolu günlerin ve belki de ölümün vücut bulmuş




