• Anasayfa
  • Biz kimiz?
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Gündem
      • Türkiye
      • Dünya
      • Yerel
    • Ekonomi
      • Piyasalar
      • Kripto
      • Tarım
      • İş Dünyası
    • Bilim ve Teknoloji
      • Mobilite ve Otomotiv
      • Yapay Zeka
      • Dijital Dünya
    • Kültür ve Sanat
      • Tarih
      • Edebiyat
      • Sinema & Dizi
    • Siyaset
    • Yaşam
      • Seyahat
      • İnsan Hikayeleri
      • Doğa ve Fotoğrafçılık
    • Spor
      • Futbol
      • Diğer Branşlar
    • Özel İçerikler
      • Röportaj
  • İletişim

Fikir Bizim

  • Home
  • Köşe Yazıları
  • Kültür ve Sanat
  • Tarih
  • Sarıkamış…
18 Nisan 2026

Deniz Atçeken
Cumartesi, 23 Aralık 2017 / Published in Tarih

Sarıkamış…

Sarıkamış Harekatında Şehid olan 90 bin Askerimizi Rahmetle, Minnetle ve dualarla anıyoruz.

ALLAH AZZE VE CELLE , ecdadımıza layık olabilen vatan evlatlarından bizleri eylesin.

*
Sarıkamış Harekâtından sağ kurtulan , bir askerimizin döneme dair anılarını buradan paylaşmak istiyoruz.

” I. Dünya savaşında çarpıştığımız cephelerden biri de Doğu cephesi. Buradaki en önemli hadise olan Sarıkamış harekatı bir kış günü başlamıştı: 24 Aralık 1914. O tarihte yürüyüşe geçen başkumandan vekili Enver Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu, Erzurum yoluyla Kalaboğazı ve Keşer dağlarını aşarak Bardız’a gelmişti. Oradan ikiye ayrılıp, bir kol Soğanlı dağ larından, diğer kol da Allahüekber dağlarından Selim köyü yolu ile Kars’a ilerledi. Gayesi, Rus ordusuna karşı Kars-Sarıkamış demiryolu hattını kesmekti. Fakat erli halkın deyimiyle “Felek yar olmadı!” Moskof’un tabii yardımcısı olan dondurucu kış soğuğu Türk ordusunu perişan etti. 90.000 Mehmetçik, daha düşmanla karşılaşmadan karlar altında dondu! (25 Aralık 1914) Bu faciadan kurtulabilen gazilerden Rıfat Şevki Bey, o günlere ait hatıralarını şöyle anlatır:“Allahüekber dağlarında onbinlerce askerimiz, birkaç gece içinde donarak öldü. Kurtulabilenler dağınık bir şekilde köylere sığındılar. Ben de Bardız köyüne gelebildim. Karşılarında kendilerine mukavemet edebilecek bir kuvvet kalmayan Ruslar, hızla Sarıkamış civarını işgal ettiler. Kasaba ve köylere giren Ruslar, yerli Müslüman halka görülmemiş eziyetler yapmaya başladılar. Zakim ve Göreşken köylerinde ne kadar erkek varsa toplayıp kurşuna dizmek üzere götürdüler. İçlerinde ben de vardım. Yolda, atlı bir Rus subayına rastladık. Bizi götüren Rus askerlerine:“Bunları nereye götürüyorsunuz?” dedi. Onlar:“Kurşuna dizmeye” dediler. Subay:“Biraz bekleyin burada” dedikten sonra atını mahmuzlayarak yanımızdan ayrıldı. 3 saat ecel terleri dökerek bekledikten sonra, “Geri dönün” haberi geldi. Sonradan, adının Aydemir olduğunu öğrendiğimiz Türk asıllı bu Rus subayı hayatımızı kurtarmıştı. Fakat bizi serbest bırakmadılar. Önce Sarıkamış’a götürüp bir ahıra tıktılar, sonra da ite kaka tren istasyonuna götürdüler. Burada bizi görünce etrafımızı saran yerli Ermeni ve Rumlar, sopalarla bize vurmaya başladılar. Nihayet kendimizi yük vagonlarına atarak ellerinden kurtulduk. Biraz sonra da hareket ederek Kars’a geldik. bizi kapattıkları yerde, 3 gün boyunca yiyecek bir şey vermediler. Paralarımızı da almışlardı. Üç gün sonra, içine tuz doldurulmuş siyah çamur gibi çavdar ekmekleri getirdiler. Bu ekmekleri yiyerek açlığımızı giderdik. Bu sefer de susamıştık. Ak sakallı ihtiyarlarımızın, ufak yavrularımızın “Ne olur bir damla su!” diye yalvarmalarına karşı, Kars çayının tezeklere bulanmış kısmından su içmemize müsaade edildi. Temiz suya koşanlar, süngülerle dürtülerek geri döndürüldü. Pis su yüzünden aramızda salgın hastalık başladı. Altı arkadaşımızı bu yüzden kaybettik. Birkaç gün içinde hepimizi alıp Tiflis’e naklettiler. Bazılarımızı da Bakû’daki Nargin adasına hapsettiler. Tiflis’te birkaç gün kaldıktan sonra tekrar trene bindirerek önce Rostov’a, oradan da Harkov’a getirdiler. Burada bir çalışma kampında bir sene çalıştırdılar. Bu arada 74 arkadaşı mız kaçmaya muvaffak olduysa da, yollarda öldüler. Nihayet geri kalan bizleri de Bakû’ya gönderdiler. 1917 senesi Ekiminde Bolşevik ihtilali ile Rusya, Brest Litovsk antlaşması ile harpten çekildi ve bütün esirler serbest bırakıldı. Bu sayede hürriyetimize kavuştuk ve tekrar Kars’a döndük. Fakat, esir kafilesindeki 197 kişiden, ancak 76 kişi kalmıştık. Aslında Ruslar tarafından esir edilen Türkler içinde en şanslı olanlar yine bizlerdik. Çünkü diğer esirler, bizim gibi Ukrayna’ya kadar değil, Sibirya’ya sürülüyor ve oradan geri dönebilen hemen hemen hiç olmuyordu. ”

Kaynak: Ertuğrul Ocağı

What you can read next

Milli Duruş
26 Ağustos 1071
Dejavu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Kategoriler

  • Eğitim
  • Gündem
    • Yerel
  • Ekonomi
  • Kültür ve Sanat
    • Tarih
    • Edebiyat
  • Siyaset
  • Yaşam
    • İnsan Hikayeleri

Recent Posts

  • Bazi Seyler Oyun Degildir

    Bazı Şeyler Oyun Değildir!

    Bazı Şeyler Oyun Değildir! Yıllar önce bir kafe...
  • IMG 8478

    Emek Ne ?!

    Emeğiniz. Bir insanın değeri. Bir insanın çabas...
  • Ver-giller

    Vergi, ekonomik birimlerden siyasi cebir altınd...
  • Bir Bayram Mesajı

    🕋 🇹🇷 Esselamü Aleyküm ve Rahmetullah… &#8...
  • İnsan Olmak mı, Yoksa Süper Adam Olmak mı ?

    Detaylarda gizlidir insan. Ne kendine benzer, n...

Fikir Bizim

Fikrin İzini Sürenlere

  • Anasayfa
  • Biz kimiz?
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
  • İletişim

Her hakkı mahfuzdur © 2026 Fikir Bizim | Fikrin İzini Sürenlere
Sitede yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur.

TOP