Arkeolog, Tarih'in sıkılmayan öğrencisi...
İstanbul; tarihten bu yana hiçbir milletin güzelliğinden vazgeçemediği kent. Batılılar tarafından Şehirlerin Kraliçesi, Müslümanlar tarafından Taht-ı Rum veya Der-Saadet; ve daha birçok isimle anılan kent. 330 yılında kurulduğundan bu yana belki yüzlerce değişik sembole sahiptir bu şehir. Bunlardan biri belki de en ünlüsü de Ayasofya’dır şüphesiz. Ayasofya’yı bu üne ve bu değere kavuşturan ne bulunduğu
Bugün size tarihte bilinmeyen, anlaşılmayan, sır ya da öğretilerden bahsetmeyeceğim. Sadece hafızalarımızı yeniden tazeleyerek, yeniden hatırlayacağız. Hepimizin bildiği üzere ilk kardeş kavgası Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil arasında yaşanmıştır. Tarih boyunca bu kavga, çeşitli sebeplerden bugüne uzayan bir dava halini almıştır. En büyük imparatorlukların, en güçlü ailelerin, en varlıklı kişilerin yok olup gitmesindeki yegane
Yaklaşık 2 yıldır Ortadoğu “Cadı Kazanı”na dönmüşken, son üç aydır da bizi Habil-Kabil misalinin yeni versiyonu gibi anlatmak isteyenler varken, durduk yere olmasa gerek, İstanbul’a ait bir kardeş kavgası düştü hatırıma. Siyaseti hiç bilmem ama, tarih konusunda bildiklerimi yazmaya çalışıyorum aşağı doğru uzayan satırlara. İstanbul, fethinden sonra “Mahrusa-i Saltanat” adını almadan önce, Roma İmparatoru Septimus
Merhaba, Ramazan ayını layığı ile geçirmeye çalıştığımız mübarek günlerde, gündeme dair tarih notları, az önce tık’ladığınız blog sayfasında ilk kez okuyucu beğenisine sunuluyor. Ekipteki yazar arkadaşlarımın tahmin ediyorum en yaşlısı olarak, ‘Nerede o eski Ramazanlar’ yazısını kaleme almak, aynı zamanda mesleki açıdan da bana kalmış durumda. Ramazan sözcüğü, genel anlamda kabul gören şekliyle Arapça’da ‘Ramad’



