TÜRKİYE’DE İLAHİYATÇIYSAN… Dert bir değil ki arkadaş! Biraz sohbet biraz da isyan olsun istiyorum. Gelin biraz dertleşelim… Bizim mahallede islamı sorgulayabilecek bir tedris sunulmaz bize, dogmatik, ortaçağ kilisesi gibi, aşırı keskin, soru sormak en büyük hata. Zaten pek fırsat da verilmez size. Sanki dinine güvenmiyormuş gibi! Bunu anadolu’da doğmuş, çocukluğunu anadolu’nun katolik sünni kırlarında geçirmiş,
Bir meltem , gecenin büyüsünü kelimeleştiren. Eksik kalan mektupların devamı gibi ya da yeniden yazılmaya yeminli bir mektup gibi. *** Esmerliğin beyazlığında esen bir yüreğin savruluşu. İlhamında bir büyü yaşatan ve yaşattıran. Her dileğinde, dilekler büyüten bir tebessümün sadakası. *** Bazen seneler biriktirir kelimelere. Gözlerimin önünde bir güzelliğin başkenti vardır. Bu cümleyi , cümle diye
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; ” Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın? ” Derviş kendini şöyle savunur: ” Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek
Zor bir dönemden geçiyoruz. Hepimiz üzgünüz ; hepimiz öfkeliyiz. Hepimiz kendimizi sorgulamalıyız. Hatamız var mı , insanlık için neler yapıyoruz ; diye soralım kendimize. Peygamber Efendimiz ( s.a.v. ) , müşriklere ve kafirlere nasıl davranmıştı , neler yapmıştı , kendisine ve ümmetine yapılanlara karşılık ? Bir de bu açıdan bakalım. Hainler , şeref yoksunları elbet
Zaman, terör meselesi üzerinden siyaset yapma zamanı değildir ! Zaman , birlik ve beraberlik içinde olup ; şeref yoksunlarının ve hainlerin istedikleri bozgunculuk ve fitne ateşine müsaade etmek olmamalıdır. Unutmayalım ! Mesele çok ciddi ve bunu ucuz mevzular içerisinde , ifade etmeyelim. Kendi siyasi fikirlerinin , savunma aracı olarak kullanmayalım. ( Hangi siyasi fikir olursa
Gerçek dost bizi abartan, her yaptığımız şeye eyvallah diyen, bize yalakalık yapmak için sürekli güzel sözler söyleyen ve haksız olduğumuz durumlarda bile bizi körü körüne savunan kişi değildir; bize gerçeği söyleyen, bizi kendi gerçeğimizle buluşturan ve bunu da doğru kriterler üzerinden ortaya koyabilen kişidir. Eskilerin ne güzel bir sözü var : ” Şeyh uçmaz, muridler
Derdimize figan olduğumuz zamanlar. Ateşin sadece ve sadece düştüğü yeri yaktığına delil olan zelil meselelerin ispatı gibi idi insanlar. Mahşer kurulmuştu sanki. Kimse, kimseyi tanımamakla kararlı idi. Bir sessizlik vardı sanki. İçinde mazlumun ve halimin feryad ettiği, derecesinde gürültülü ve meftun. Herkesin, kendi derdi dediği dertsizlik dertliliğinde kazanılmış fani enaniyetimiz. Budala bakışları içinde, neyi neden
Geceyi unutturan zümrüt yeşili gözlerin , masmavi deryaları mânâ kılan gönül baktığın. Ve ben tüm renkleri bugüne kadar tanımışlığımın boşunası. Bir rengin tek güzelliğinde , sana bakabilme rengârenkliliği. f.d.a. fdadeniz07@gmail.com facebook.com/deniz.atceken.9 @fdadeniz (Twitter) instagram.com/fdadeniz/
Dünyevi hayat, dünyevi meşrep. Bir beşerilik hali. İnsan olabilmenin gayreti içerisinde, doğru ilme ulaşabilme hedefi ile bir taraftan da yanlış olabilene, beşeriyet olabilmenin sonucu ile düşebilme. Noksan olan hissi ile kaybolan doğrular. Bir yanlışın, doğruları körelttiği veya yok ettiği zamane hukukun, hızla ilerleyen takvim yapraklarında yazılan pişmanlıklarımız. Niyetin halisliğinden dem olmak yerine acz içerisinde yanlışın


