Maruz kalmadan şerefsizliği öğretiyorlar sana, kaybetmeden de onursuzluğu… Sen sırf bu yüzden başına neler gelebileceğini bilerek yaşayıp durursun. “durursun” diyorum, çünkü seni bir Müslüman olarak, dünya hayatının bir yerlerindeyken durmaya zorlarlar. Durdun mu? Durduysan, müşriksiniz efendim, okumayı bırakınız lütfen… “şimdilik” demelerimiz bundan, şu an halen şerefli ve onurlu, yerli ve yurtlu yaşıyor oluşumuzdan. Belki de
Hakkı dava edindi ise insan ; gönüller inşâ eder; dün budur bugün de şudur demez. Hakkı dava edinen insan ; gönüller de muhabbet filizleri ekmek için çabalar. Davasına yoldaş olana yol verme düstursuzluğuna düşmez. Dava, Hak ise ; Hakkın yoluna uygun tavır içerisinde bulunur. Kıvırgan değil ; bir elif misali dik durur; elif olur. Vav
Dini olsun ideolojik olsun hiç bir ‘ yapı ‘ , kendini devletten üstün göremez. Bir ülkenin mevcut hükümetine karşı, olumsuz bir duruş içerisinde olan ve bunu ‘ manevi değerleri ‘ paravan olarak kullanıp , hareket eden sözde din istismarcıları şunu açıkça bilmelidirler. Siyasi iradeye karşı durmak ile devlet içinde başka bir devlet kurma hezeyanlığı içerisinde
İyilikler , enaniyet hissi ile nefs garabetinde yapılmaz. Gösteriş malzemesi olarak portreler haline getirilmez. İyilikler , gizlilik hikmetinde saklı olarak yapılmalıdır. Mümkünse , alan el , veren elden habersiz olmalıdır. İyiliklerin en ihtişamlı olanları , ALLAH ( C.C. ) ‘ tan başka bilenin olmamasıdır. f.d.a.
Vefa yolu bu… Karanlıkların , insan insanlığı ile aydınlandığı yol. Derdi var iken ; hatırlanılan insanların yolu değil bu yol. Başı sıkıştığı vakit ; ‘ iyiki varsın ‘ diyenlerin yolu değil bu yol… Bu yol ; huzur yolu. Bu yol ; Ahde vefa imandandır diyen Efendimizin ( s.a.v. ) , düsturuna uyanların yolu. Nankörlerin yolu
Her şey bu kadar suni, her şey boş. Kederinden sus pus olmuş, hüzün. Dertlenecek , o kadar çok sebep var iken; ‘ ben ‘ demekten başka, midesi naylon, cebi kağıt müsveddesi dolu beşercik balonları. *** Uçurumun kenarında bir garip görse beşercik, düşsün diye izler olmuş; vizontele çerçevelerinde. *** Kimse kimseyi, kimsesiz bırakmış. Herkes hakkımı yedirmem
Herkes bu ülkede siyasetçi; herkes bu ülkede din adamı, herkes kahin… Hepimizin her mes e le hakkında bir kehaneti var. Bu ülke hiç mi değişmeyecek. Değişecek. Biraz mevzulara tarafsız yönden bakalım taraf olma derdinden ziyade ” geniş düşünebilme ve anlama ” kabiliyeti ile mevzuları çözümleme yoluna gidelim ve unutmayalım bizler kendimizi böyle meşgul ederken birileri
Hayat içerisinde ,sağlığı olan , gücü yeten , akli melekeleri yerinde olan ,er kişi, kendi ve yakınları için, ihtiyaçlarını karşılamak sureti ile ‘ helâl ve doğru yoldan ‘ çalışmak durumundadırlar. Çalışma süreci sonucunda , çalışma emeğinin bir sonucu olarak , nicel manada bir karşılık ( maddi ya da ayni ) verilmektedir. İnsanlığın literatürüne , çalışma
Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Bir süre sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için, bunu o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan bir dergâha bağışlamak ister. Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergâhına gidip durumu anlatır. Hacı Bektaş-ı Veli, “- Helal değildir” diyerek bu kurbanı
Hadsizler haddini bilmezler ise; bildirecek en hakiki merci Allah ( c.c. ) ‘dır. Bunu unutanlar kibir ve hezeyanlık garabetinde bulunup seviyelerini bilmeden ahmakça tavırlar içerisinde olurlar. Ve sonuç: İnsanları anlamadan kendi açılarından habis bir ur halini alan tavırlar içinde bulunurlar. Ey ahmak uyan. Sen insan oğlusun. Namın eşref – i mahlukat. Yaradılanların en şereflisi. Sana




