Hakkı dava edindi ise insan ; gönüller inşâ eder; dün budur bugün de şudur demez. Hakkı dava edinen insan ; gönüller de muhabbet filizleri ekmek için çabalar. Davasına yoldaş olana yol verme düstursuzluğuna düşmez. Dava, Hak ise ; Hakkın yoluna uygun tavır içerisinde bulunur. Kıvırgan değil ; bir elif misali dik durur; elif olur. Vav
Dini olsun ideolojik olsun hiç bir ‘ yapı ‘ , kendini devletten üstün göremez. Bir ülkenin mevcut hükümetine karşı, olumsuz bir duruş içerisinde olan ve bunu ‘ manevi değerleri ‘ paravan olarak kullanıp , hareket eden sözde din istismarcıları şunu açıkça bilmelidirler. Siyasi iradeye karşı durmak ile devlet içinde başka bir devlet kurma hezeyanlığı içerisinde
İyilikler , enaniyet hissi ile nefs garabetinde yapılmaz. Gösteriş malzemesi olarak portreler haline getirilmez. İyilikler , gizlilik hikmetinde saklı olarak yapılmalıdır. Mümkünse , alan el , veren elden habersiz olmalıdır. İyiliklerin en ihtişamlı olanları , ALLAH ( C.C. ) ‘ tan başka bilenin olmamasıdır. f.d.a.
Vefa yolu bu… Karanlıkların , insan insanlığı ile aydınlandığı yol. Derdi var iken ; hatırlanılan insanların yolu değil bu yol. Başı sıkıştığı vakit ; ‘ iyiki varsın ‘ diyenlerin yolu değil bu yol… Bu yol ; huzur yolu. Bu yol ; Ahde vefa imandandır diyen Efendimizin ( s.a.v. ) , düsturuna uyanların yolu. Nankörlerin yolu
Her şey bu kadar suni, her şey boş. Kederinden sus pus olmuş, hüzün. Dertlenecek , o kadar çok sebep var iken; ‘ ben ‘ demekten başka, midesi naylon, cebi kağıt müsveddesi dolu beşercik balonları. *** Uçurumun kenarında bir garip görse beşercik, düşsün diye izler olmuş; vizontele çerçevelerinde. *** Kimse kimseyi, kimsesiz bırakmış. Herkes hakkımı yedirmem
Herkes bu ülkede siyasetçi; herkes bu ülkede din adamı, herkes kahin… Hepimizin her mes e le hakkında bir kehaneti var. Bu ülke hiç mi değişmeyecek. Değişecek. Biraz mevzulara tarafsız yönden bakalım taraf olma derdinden ziyade ” geniş düşünebilme ve anlama ” kabiliyeti ile mevzuları çözümleme yoluna gidelim ve unutmayalım bizler kendimizi böyle meşgul ederken birileri
Hayat içerisinde ,sağlığı olan , gücü yeten , akli melekeleri yerinde olan ,er kişi, kendi ve yakınları için, ihtiyaçlarını karşılamak sureti ile ‘ helâl ve doğru yoldan ‘ çalışmak durumundadırlar. Çalışma süreci sonucunda , çalışma emeğinin bir sonucu olarak , nicel manada bir karşılık ( maddi ya da ayni ) verilmektedir. İnsanlığın literatürüne , çalışma
Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Bir süre sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için, bunu o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan bir dergâha bağışlamak ister. Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergâhına gidip durumu anlatır. Hacı Bektaş-ı Veli, “- Helal değildir” diyerek bu kurbanı
Hadsizler haddini bilmezler ise; bildirecek en hakiki merci Allah ( c.c. ) ‘dır. Bunu unutanlar kibir ve hezeyanlık garabetinde bulunup seviyelerini bilmeden ahmakça tavırlar içerisinde olurlar. Ve sonuç: İnsanları anlamadan kendi açılarından habis bir ur halini alan tavırlar içinde bulunurlar. Ey ahmak uyan. Sen insan oğlusun. Namın eşref – i mahlukat. Yaradılanların en şereflisi. Sana
Hayat; bir tercihler eksenidir. Doğrudur elbette. İnkar etmek; insanlığın bir vasfını red etmek anlamında söz bulur. Fakat tercihler, terbiye ekseriyetini kaybetme hususu kazandırırsa ( ki bu bir kaybediştir. ) bunun vebali Allah muhafaza kul hakkı derecesinde endişe meydana getirir. Bunun da affı ; haklı kulun rızası ve kulun helalliği ile gerçekleşir. Tercihler hakkımızdır lakin; bir



