Yine depreşti bende yazılar yazma hissiyatı. Öyle hislerle doluyum ki herhalde bu kadar karmaşık hislere dayanabilecek insan sayısı sınırlı. Belki de kelimeleri seçerek yazdığımdandır. Belki de kendimi bir yazar olarak görmediğimden bilmiyorum. Ben, her şeye rağmen O’nun facebook sayfasına bakmaya devam ediyorum. Ve hala unutulmuş değil. Bazen sırf görmemek için gözlerimi kapatıyorum. Yine görüyorum hayallerde.
Bir şehir düşünün; yeşilin en canlı tonlarıyla mavinin uçsuz bucaksız ahenginin kucaklaştığı, binlerce yıllık tarihi eserlere ve eşsiz doğal güzelliklere sahip bir yer olsun. Ancak ne yazık ki bu şehir, tüm bu zenginliğine rağmen hafızalarda yalnızca tarihi bir cezaeviyle yer etsin. Acının, kederin, hüznün, ayrılığın, gözyaşının, ızdırap dolu günlerin ve belki de ölümün vücut bulmuş


