Bugün size tarihte bilinmeyen, anlaşılmayan, sır ya da öğretilerden bahsetmeyeceğim. Sadece hafızalarımızı yeniden tazeleyerek, yeniden hatırlayacağız. Hepimizin bildiği üzere ilk kardeş kavgası Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil arasında yaşanmıştır. Tarih boyunca bu kavga, çeşitli sebeplerden bugüne uzayan bir dava halini almıştır. En büyük imparatorlukların, en güçlü ailelerin, en varlıklı kişilerin yok olup gitmesindeki yegane
Yaklaşık 2 yıldır Ortadoğu “Cadı Kazanı”na dönmüşken, son üç aydır da bizi Habil-Kabil misalinin yeni versiyonu gibi anlatmak isteyenler varken, durduk yere olmasa gerek, İstanbul’a ait bir kardeş kavgası düştü hatırıma. Siyaseti hiç bilmem ama, tarih konusunda bildiklerimi yazmaya çalışıyorum aşağı doğru uzayan satırlara. İstanbul, fethinden sonra “Mahrusa-i Saltanat” adını almadan önce, Roma İmparatoru Septimus
Bir bahar sabahına uyandığımda aldığım lodos esintisinin huzuru ve dinginliği kapladı içimi. Devrik cümleler arasında dolaşırken buldum kendimi. Ne tecrübeler yaşamıştım ben genç yaşıma rağmen. Acaba nasıl bir baba olucaktım ileriye doğru; soruları dolaştı beynimde atlıkarınca misali. Sorgular bir tavır içerisine girdim birdenbire; acaba şu şairlerin sıkça bahsettiği aşkı yaşamış mıydım bu 23 senelik hayat
Merhaba, Ramazan ayını layığı ile geçirmeye çalıştığımız mübarek günlerde, gündeme dair tarih notları, az önce tık’ladığınız blog sayfasında ilk kez okuyucu beğenisine sunuluyor. Ekipteki yazar arkadaşlarımın tahmin ediyorum en yaşlısı olarak, ‘Nerede o eski Ramazanlar’ yazısını kaleme almak, aynı zamanda mesleki açıdan da bana kalmış durumda. Ramazan sözcüğü, genel anlamda kabul gören şekliyle Arapça’da ‘Ramad’
Yalnız ama yanlış değil, sensiz ama sessiz değil artık düşüncelerim. Umursamazlığım Dünyaları aşar bazen yanlış değilim artık, o bana yeter.. Yazdıklarım yazacaklarımın gölgesidir diyip yazmaya yeltenmemin ilk sabahından bir anı ile açtım gözlerimi bugün. Bir ben daha kattım benliğime, eskiden çok daha karmaşık ama okundukça okunası gelen yazılar yazmışım, yazarmışım. Yanlış anlaşılmasın bazı tanımlamalarım. Ömrümü
Son’a yaklaşıyoruz gitgide bunu hissetmek bilmek ayrı bir duygu tabi hepimiz için. Bir atlet olarak tabir etsem kendimi sanki her an, 100m deymişim gibiyim. O kadar fazla insanüstü davranışta bulunuyorum ki, kendime şaşıyorum. Tabi insanüstü olduğuna karar vermem için biraz insan tanımam gerektiğini unutuyorum. Bilemiyorum, niye hep aynı melankolide hislerim, niye her tanıştığıma yeni görmüşüm





