Bir meltem , gecenin büyüsünü kelimeleştiren. Eksik kalan mektupların devamı gibi ya da yeniden yazılmaya yeminli bir mektup gibi. *** Esmerliğin beyazlığında esen bir yüreğin savruluşu. İlhamında bir büyü yaşatan ve yaşattıran. Her dileğinde, dilekler büyüten bir tebessümün sadakası. *** Bazen seneler biriktirir kelimelere. Gözlerimin önünde bir güzelliğin başkenti vardır. Bu cümleyi , cümle diye
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; ” Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın? ” Derviş kendini şöyle savunur: ” Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek
Gerçek dost bizi abartan, her yaptığımız şeye eyvallah diyen, bize yalakalık yapmak için sürekli güzel sözler söyleyen ve haksız olduğumuz durumlarda bile bizi körü körüne savunan kişi değildir; bize gerçeği söyleyen, bizi kendi gerçeğimizle buluşturan ve bunu da doğru kriterler üzerinden ortaya koyabilen kişidir. Eskilerin ne güzel bir sözü var : ” Şeyh uçmaz, muridler
Geceyi unutturan zümrüt yeşili gözlerin , masmavi deryaları mânâ kılan gönül baktığın. Ve ben tüm renkleri bugüne kadar tanımışlığımın boşunası. Bir rengin tek güzelliğinde , sana bakabilme rengârenkliliği. f.d.a. fdadeniz07@gmail.com facebook.com/deniz.atceken.9 @fdadeniz (Twitter) instagram.com/fdadeniz/
Bu gece hayırlı bir gece… Bu gece bir güzel kalbin gülümseyişi ile göklerden gelen nurun beyazlığı… Bu gece bir kalbin zerresinde tanelenen bir mana… Bu gece kar gibi güzel o şehir… *** Mana yürektir… Mana yürekten dökülen kelimeler… Mana gözler… Mana bir kandil ışığında dualanmak… f.d.a. fdadeniz07@gmail.com facebook.com/deniz.atceken.9 @fdadeniz (Twitter) fikirbizim.net/author/fda/ yazarya.com/Kategori/yazarlar/fikret-deniz-atceken/
Selamlar… Bu yazımda sizlere farklı bir yapı da sunuş tercihinde bulunmaktayım. Yazımızın başlığı üzere açıklamak gerekirsek ;günümüz yaşam gerçekçiliğinde, sitemkar olduğumuz, sıkıntılar yaşadığımız, dertlendiğimiz hususlar noktasında, naçizane şahsımın ifadelerine ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘in mübarek ifadelerine yer vermekteyiz. Temennimiz; yaşadığımız olumsuzluklara az da olsa kelimeler ile seslendirmelerde bulunmak ve hızlı dünyanın, hızla bozulan insanlığına kendi
İstanbul; tarihten bu yana hiçbir milletin güzelliğinden vazgeçemediği kent. Batılılar tarafından Şehirlerin Kraliçesi, Müslümanlar tarafından Taht-ı Rum veya Der-Saadet; ve daha birçok isimle anılan kent. 330 yılında kurulduğundan bu yana belki yüzlerce değişik sembole sahiptir bu şehir. Bunlardan biri belki de en ünlüsü de Ayasofya’dır şüphesiz. Ayasofya’yı bu üne ve bu değere kavuşturan ne bulunduğu
Gündem ağzına kadar dolmuş vaziyette; hatta taşmakta. Olmayacak hadiselerin yaşandığı ve tarafların ciddi manada keskinleştiği bir süreçten geçmekteyiz. Seçim arefesinde olmamızda bu yaşanan meselelerin üstüne adeta tuz biber olmuş vaziyette. *** Dostların düşman olduğu, hani bu da olur mu dediğimiz zamanların garabeti içerisinde yer almaktayız ister istemez. Sebepleri asırlardır aşikar olan olguların gerekçelerine ve sonuçlarına
Ben seni çok istedim imtihanım oldun. “Kimi benden çok severseniz onu sizden alırız” Kelamını işittim itaat ettim. İmtihanım sen olma diye beceremedim seni istememeyi. Özlemekten korktum, özlemim oldun. Hasretten korktum, hasretim oldun. İçinde sen geçen bütün cümleleri ezber ettim. Sevgi adına kullanılabilecek bütün mecazları üstüme aldım. Kalbimin incelmesiydin, yüreğimin güzellikleri tatması ve tanımasına sebebimdin. Ben


