Yalnız ama yanlış değil, sensiz ama sessiz değil artık düşüncelerim. Umursamazlığım Dünyaları aşar bazen yanlış değilim artık, o bana yeter.. Yazdıklarım yazacaklarımın gölgesidir diyip yazmaya yeltenmemin ilk sabahından bir anı ile açtım gözlerimi bugün. Bir ben daha kattım benliğime, eskiden çok daha karmaşık ama okundukça okunası gelen yazılar yazmışım, yazarmışım. Yanlış anlaşılmasın bazı tanımlamalarım. Ömrümü
Son’a yaklaşıyoruz gitgide bunu hissetmek bilmek ayrı bir duygu tabi hepimiz için. Bir atlet olarak tabir etsem kendimi sanki her an, 100m deymişim gibiyim. O kadar fazla insanüstü davranışta bulunuyorum ki, kendime şaşıyorum. Tabi insanüstü olduğuna karar vermem için biraz insan tanımam gerektiğini unutuyorum. Bilemiyorum, niye hep aynı melankolide hislerim, niye her tanıştığıma yeni görmüşüm
Yine depreşti bende yazılar yazma hissiyatı. Öyle hislerle doluyum ki herhalde bu kadar karmaşık hislere dayanabilecek insan sayısı sınırlı. Belki de kelimeleri seçerek yazdığımdandır. Belki de kendimi bir yazar olarak görmediğimden bilmiyorum. Ben, her şeye rağmen O’nun facebook sayfasına bakmaya devam ediyorum. Ve hala unutulmuş değil. Bazen sırf görmemek için gözlerimi kapatıyorum. Yine görüyorum hayallerde.
İslâm inancı bakımından ölüm bir son değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Çok uzun süredir yazmayı planladığım ancak bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım bir anıdır bu. Öyle bir anı ki bir cenaze merasimiyle başlıyor karmakarışık duygu fırtınası… Sevgili dava arkadaşımın, abimin, dostumun dedesinin vefat ettiğinin haber almıştım. Bu haber üzerine dedesine son görevimizi yapmak üzere bir
Bir şehir düşünün; yeşilin en canlı tonlarıyla mavinin uçsuz bucaksız ahenginin kucaklaştığı, binlerce yıllık tarihi eserlere ve eşsiz doğal güzelliklere sahip bir yer olsun. Ancak ne yazık ki bu şehir, tüm bu zenginliğine rağmen hafızalarda yalnızca tarihi bir cezaeviyle yer etsin. Acının, kederin, hüznün, ayrılığın, gözyaşının, ızdırap dolu günlerin ve belki de ölümün vücut bulmuş





