Gündem ağzına kadar dolmuş vaziyette; hatta taşmakta. Olmayacak hadiselerin yaşandığı ve tarafların ciddi manada keskinleştiği bir süreçten geçmekteyiz. Seçim arefesinde olmamızda bu yaşanan meselelerin üstüne adeta tuz biber olmuş vaziyette. *** Dostların düşman olduğu, hani bu da olur mu dediğimiz zamanların garabeti içerisinde yer almaktayız ister istemez. Sebepleri asırlardır aşikar olan olguların gerekçelerine ve sonuçlarına
Ben seni çok istedim imtihanım oldun. “Kimi benden çok severseniz onu sizden alırız” Kelamını işittim itaat ettim. İmtihanım sen olma diye beceremedim seni istememeyi. Özlemekten korktum, özlemim oldun. Hasretten korktum, hasretim oldun. İçinde sen geçen bütün cümleleri ezber ettim. Sevgi adına kullanılabilecek bütün mecazları üstüme aldım. Kalbimin incelmesiydin, yüreğimin güzellikleri tatması ve tanımasına sebebimdin. Ben
Selamlar… Yeni senenin ilk ayı olan Ocak da tüm esprisi ile hani hep deriz ya ‘ zamanın nasıl geçtiğini anlamadık ‘ dercesine tüm aksiyonu ve kurak zihniyeti ile geride kaldı. Şubat ayının ilk günündeyiz. Yeni ay adında da vuku bulduğu üzere yenilikleri sizlere yaşatsın ve umutlarımızın daha da arttığı; yağmurla karla bereketlenen bir ay olsun.
Yeni senenin ilk yazısı. Dünyevi gayretlerimiz ve yaşantılarımız içinde yaratılışımızın bir gereği ve sonucu üzerine bir inceleme ve bilinen hakikatleri kelimelerle sunuş yazısı. Temennimiz, yazımızın başlığındaki gibi hem şahsi hem de sizlerin ‘ yeniden dirilişine ‘ vesile olmaktır. *** İnsan… Doğrusu, yanlışı; eksiği, fazlası; günahı, sevabı. Her yönüyle dünyevi imtihanın vasıflandırılmış yaratıkları. Yaşama gayesi içinde
2013. Ülke adına tarihi senelerinden biri desek herhalde abartı kaçmaz bu dediklerimiz. Gündem bir anda değişebiliyor ve bununla paralel olmakla birlikte gündemin içeriği de değişimler gösteriyor, bizler de bu hıza yetişemeden ne oldu ne bitti derdinin peşine düşüyoruz. *** Öyle bir gündem yoğunluğu yaşamaktayız ki sapla samanın birbirine karıştığı mevzular görülmektedir. Konular, sebepler, sonuçlar birbirine
Bugün size tarihte bilinmeyen, anlaşılmayan, sır ya da öğretilerden bahsetmeyeceğim. Sadece hafızalarımızı yeniden tazeleyerek, yeniden hatırlayacağız. Hepimizin bildiği üzere ilk kardeş kavgası Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil arasında yaşanmıştır. Tarih boyunca bu kavga, çeşitli sebeplerden bugüne uzayan bir dava halini almıştır. En büyük imparatorlukların, en güçlü ailelerin, en varlıklı kişilerin yok olup gitmesindeki yegane
Selamlar… Bu sefer öyle bir konu belirleme düşüncesinde olmadan, aklıma geldiğince dilim döndüğünce biraz da dertleşme amaçlı bir şeyler karalamaya karar verdim. Aklımıza ne gelirse yazacağız; edebinde. Dertleşeceğiz. Bir bardak çayın sakinliğinde ve bir kış gecesinin masumane esenliğinde. *** Biraz dertliyiz, efkarlıyız. Söyleyemem derdimi kimseye noktasındayız. Neler var ki hayatımız da. Kimisi bir basit telaşe,
Her bayram bir neşe, her bayram güzelliklerin kula lütuf edildiği anlar. Dirlik, birlik… Kıymeti muhafaza olan sevgisi huzur ve de saygı olan bir vecd hali. Bir coşku bir heyecan. Hayat anlamı içerisinde insanoğlunun kısa bir süre de olsa nefes alabilme gayesi ve de vesilesi. *** Ramazan dedik, Kurbanı bekledik. Her güzel gerçek gibi o da
Bir ahestelikle geçer gözlerimin önünden geçmiş. Geçti mi geçmedi mi bilemem. Özlediklerim hatrıma gelir hep de ne söyleyebilir ne de gözleyebilirim uzaklardan. Daha önce yazdıklarım hep birer çöp olur gider. Sanki hiç yazmamış gibi geleceğe adım atar, farklı bir ben çizerim sözcüklerden. Okuyucularım var mı bilmem ama, okuyanlar çok uzaklara gider bunlarla. Eğer hisliysen, bir
Eski hikayeleri biliriz. Destansı, o aşkı derya hikayeler. Okurken hep özeniriz, hayal ederiz. Ben de böyle sevebilir miyim diye. Ve deriz acaba beni de böyle seven biri olur mu diye. Hikayedir işte. Biraz gerçek, biraz da hayal. İnsan var ki içinde işte hepsi olmuş birer efsane. Efsane ya. Sevmek de efsane. *** Sevmişizdir, sevilmişizdir. Kaçınılmazdır.



