Dünyevi hayat, dünyevi meşrep. Bir beşerilik hali. İnsan olabilmenin gayreti içerisinde, doğru ilme ulaşabilme hedefi ile bir taraftan da yanlış olabilene, beşeriyet olabilmenin sonucu ile düşebilme. Noksan olan hissi ile kaybolan doğrular. Bir yanlışın, doğruları körelttiği veya yok ettiği zamane hukukun, hızla ilerleyen takvim yapraklarında yazılan pişmanlıklarımız. Niyetin halisliğinden dem olmak yerine acz içerisinde yanlışın
Aşk, ezelden ebedi bir Duâdır. *** İnşallah hayrı isen kader ol benin ebedim… *** Şiir, şiire vesile olana okunur ve şiir kimlik sormaz. *** Çay muhabbettir deminde; kahve huzurumdur bir hatrın dilinde… Şiir olmaz çay sıcak olmasa; hatrı olmaz güzelin kahve olmasa… *** Mesela her şeyi zamana bırakıp zamansız hüzünlere bırakmak… *** Sevda başka bir
Benim Adım Bir Vefa… Adım sanmayın sakın. Ruhum yeminlidir vefaya. Zarif bir hassasiyetin içinde insana verilen değerin kibar bir adıdır vefa, lügat – ı lisanımda. Benim Adım Bir Vefa… Bahanelere sığınmaktansa, vefa edebilmek uğruna, kendim bir bahaneyim. Benim Adım Bir Vefa… Dünya kadar derdim de olsa, değer verdiğimiz bir insana vefa oluruz, tüm vefasızlıklara rağmen.
Bu gece hayırlı bir gece… Bu gece bir güzel kalbin gülümseyişi ile göklerden gelen nurun beyazlığı… Bu gece bir kalbin zerresinde tanelenen bir mana… Bu gece kar gibi güzel o şehir… *** Mana yürektir… Mana yürekten dökülen kelimeler… Mana gözler… Mana bir kandil ışığında dualanmak… f.d.a. fdadeniz07@gmail.com facebook.com/deniz.atceken.9 @fdadeniz (Twitter) fikirbizim.net/author/fda/ yazarya.com/Kategori/yazarlar/fikret-deniz-atceken/
Büyük bir ecdadın adeta yeniden tüm kainata tahakkümünün ilanı gibiydi. Bir zaferin şanlı oluşu, bir milletin yeniden dirilişi bu kadar aziz ve muteber olabilirdi. Destanları yazan, destanları yaşatan Anadolu ve Mezopotamya iradesi yine tarihin sahnesinde idi. Yüceler yücesi Hakkın (c.c.), izni ve teveccühü ile vecd ile dolan gönül erleri, unutulmaz bir yegane millet zaferine imza
Ah eski o günler der gibiyiz. Yediğimizi, içtiğimizi gizlediğimiz. Dışarıda biri görür, canı çeker diye vicdanen huzursuz ama insanen huzurlu olduğumuz zamanlarımız vardı. Sofralarımız daha asildi. Mutfağımız da kişiliğimiz gibi tevazulu idi. Gösterişten korkardık. Hatta yemek yapıldığında, yemeğin kokusu yayılmasın diye endişe ederdi ; annelerimiz, ninelerimiz, teyzelerimiz. Yemeğin kokusu komşu tarafından hissedildi endişesi zuhur ederdi,
Hayatlarımız, göstermelik, çevremizde olup bitene duyarsız, boş ve mesnetsiz tartışmalar ile kurguladıklarımız. Bananeciliğe sığındığımız bahaneler. Unutulan ve unuttuğumuz insanlığımız. Dünya yansa bana bir şey olmaz demelerimiz. Yazık olsun; yazık ettiklerimize… *** Biz, karanlık bir çağın gençleriyiz. Karanlığa söveriz lakin; aydınlıklar için de yüreğimizle fenerler oluruz, icabında… *** Dünya Engelliler Günü bana hep tuhaf gelmiştir. Sebepleri,
Herkesin ve her şeyin tersine dönebileceği zamanlar içerisindeyiz. Biraz garibiz biraz da kendimizce çaresiz. Ama yaşıyoruz her şeye ve herkese inat. Bir yaşama mücadelesi aslında insan oğlunun dünyası. Kaptırılmış heybelerinin ruhları ile sürtüşmesi, bir nevi ters düşmesi. Unutulmuş insanlık, unutulmuş edep ve anımsanmayacak derecedeki haya duygularımız. Adeta bir sürgün içerisindeki insanlar, bizler. Gelip geçici konduğumuz
Selamlar… Bugün, muhabbetin ve birlikteliğin; birlik içinde dirlik olabilmenin, yardımlaşmanın, saygının ve ahde vefanın, idrak ve icra edildiği Allah (c.c.) tarafından biz kullarına lütuf edildiği kutsi bir gün. Bayramımız, kurbanımız. Derdimiz ve gayemiz; bayramlarımızın hakkını verebilmek olmalı. Mesela, kurban pazarlarında, üstümüz başımız kanlı şekilde, ellerimizde bıçaklarla ve de kurbanlıklarla nefsi suret – öz çekim şeklinde
17 AĞUSTOS 1999… HAYATLARIN DEĞİŞTİĞİ, İBRETLİK, TRAJİK VE DRAMATİK HİKAYELERİN BAŞLANGICI BİR ZAMAN… ON YAŞINDAYDIM. ÇOK NET HATIRLIYORUM O GÜNLERİ. İNSAN OĞLUNUN ASLINDA NE KADAR DA ACİZ BİRER YARATIK OLDUĞUNU GÖSTEREN GÜNLERDİ. VE BİZ ASLINDA HEPİMİZİN BİRBİRİMİZE NE KADAR MUHTAÇ OLDUĞUNU İDRAK ETTİĞİMİZ ZAMANLARDI. SENELER GEÇTİ. VE O GÜN Kİ BİRLİK VE BERABERLİK HAVASI BİTTİ.
